Ayın Makalesi Yayında! Günümüz Anne Babaları İçin Çocuklarının Yaşam Becerilerini Arttıracak Bir Kaç Öneri

Klinik Psikolog Dr. Olcay Güner/

Günümüz anne ve babaları çocuk yetiştirme konusunda eski nesillere oranla çok daha hassas ve duyarlı gözüküyorlar. Ancak belirli bir yaşam standardına sahip olmak, üreten bir birey olmak gibi sebeblerle zamanlarının çoğunu da işyerlerinde geçiriyorlar. Geriye kalan kısıtlı zaman aralıklarına ise çocuklarını nasıl eğitecekleri konusunda okuyor, eğitimlere gidiyorlar. Nitelikli anne baba olmaya çalışıyorlar.  Okudukça öğrendikçe bazen suçluluk hissediyor ve iyi ebeveyn olup olmadıklarını sorguluyorlar. Çoğu kez kafaları karışıyor, doğallıklarını yitiriyorlar ve tariff edilen ebeveynler haline geliyorlar.

Aslında çocuk yetiştirmek kendimizi zorlayarak, planlayarak, zorlama ek beceriler elde ederek yapılabilecek bir şey değildir. Günlük yaşamda kolaylıkla yerine getirebileceğimiz bir kaç vites değişikliği ile çocuklarımıza gerçek yaşam becerileri kazandırmak mümkündür.

İşte size bunlardan birkaçı:

  • Aile içinde konuşurken, birbirinizin yüzüne bakarak konuşmayı alışkanlık haline getirin. Sırtınız dönükken yada bir işle meşgulken birbirinize bir şeyler söylemekten kaçının.
  • Bir garsona, satıcıya, kuaförünüze veya minnet duyduğunuz herhangibirine  teşekkür ederken karşınızdaki kişinin gözlerinin içine bakarak içtenlikle teşekkür edin.
  • Çocuğunuz size bir şey anlatırken televizyon izlemeyin veya telefonunuzla, bilgisayarınızla ilgilenmeyin.
  • Çocuğunuz size bir şey anlatırken onu sonuna kadar dinleyin. İlk söylediği cümleler gerçekte söylemek istediği şey olmayabilir. Sabırlı olun ve ilk söylediklerine yorum yapmayın.  Yaparsanız anlatmaya devam etmez. Asıl anlatmak istediğini de kaçırabilirsiniz.
  • Anne ve baba olarak yeni girdiğiniz bir ortamlarda selamlaşma ve vedalaşma sözcüklerini uygun bir şekilde kullanmaya özen gösterin, model olun.
  • Çocuğunuza yaptığı davranışı tanımlayarak teşekkür edin. Örneğin, “Mutfakta ban yaklaşık bir saat yardım ettin ve bana biraz olsun dinlenebilmek için zaman bulma fırsatı verdin. Teşekkür ederim.”
  • “Bugün harikaydın, bunun için sana teşekkür ederim” gibi içinde hangi davranışların olduğu belli olmayan genel teşekkürlerden kaçının. Bu çocuğun kafasını karıştıracak ve neye teşekkür ettiğinizi kendine göre yorumlayacaktır.
  • İsteklerinizi soru sorarak değil doğrudan söyleyerek verin. Örneğin, “Dersini çalışabilir misin? yerine “ Ders çalışma zamanın geldi” diyebilirsiniz.
  • İsteklerinizi mümkün olduğunca onunla göz kontağı halinde iletin. Başka bir odadan bağırarak yönerge vermek pek işe yarayan bir yöntem değildir.
  • İstek ve hatırlatmalarınıza uyduğunda bu davranışını fark ettiğinizi belirtin ve teşekkür edin.
  • Hatırlatmalarınızın uygulanması konusunda takipçi olun, bir kez söyleyip daha sonra söylediğiniz şeyin uygulanıp uygulanmadığını takip etmezseniz, çocuğunuz bu isteğinize uymasının gerekli olmadığını düşünebilir.
  • Çocuğunuzun eşyasını, parasını izin almadan kullanmayın.
  • Kardeşinin , arkadaşının oyuncaklarını, eşyasını alırken izin almasını sağlayın.
  • Çocuğunuzun eski oyuncaklarını, eşyalarını, kitaplarını ondan izin almadan başkalarına vermeyin. Onlarla vedalaşmasına izin verin.
  • Çocuğunuzu sıkıntılı gördüğünüzde, “seni sıkıntılı görüyorum bir şey canını sıkmış galiba” diyerek onu anladığınızı belirtin. Paylaşırsa dinleyin, paylaşmazsa üstelemeyin; bekleyin. Hemen akıl öğüt vermeyin ya da sıkıntısını hafife almayın.
  • Çocuğunuzun da sıkıntılı olmaya hakkı vardır. Sıkıntısı olduğunda sizin de tadınızın kaçtığını düşünüp, suçlu hissetmemeli.
  • Kardeşler arasında yaşanan bir çatışmayı hemen çözmeye çalışmayın, nasıl çözebileceklerini onlara sorun.
  • Bir tartışmadan sonra sakinleşince, “Bu sorunu tekrar ele alsan nasıl davranır, ne yapardın?” diye sorun.
  • Sizin de zaman zaman başka biriyle olan çatışmanızı nasıl çözdüğünüzü anlatmanız faydalı olabilir.
  • Eşinizle aranızda olan sorunlarda, çocuğa taraf tutturmayın, arabuluculuk yaptırmayın. Ona, “Babanla ikimizin arasındaki bir sorun bu, biz bunu iki yetişkin olarak hallederiz” deyin.
  • Çocuklar hizmet almak için dünyaya gelmezler. Hizmet de verebilirler.  Çocuğunuz  size yardım teklif ettiğinde, hemen kabul edin. Yardımını önemsizleştirmeyin. Örneğin, yemek hazırlanırken size yardım teklif ettiğinde ona “Git derslerini çalış” yerine “Çok iyi olur, salatalıkları yıka lütfen” deyin.
  • Çocuğunuzun isteklerini söylemesini bekleyip, sonuna kadar dinleyin. Elbetteki her isteğini yerine getiremezsiniz. Uygunluğuna siz karar vereceksiniz. İsteğini ifade etmesi onun sorumluluğu, karar vermek ise sizin sorumluluğunuzdur. “Dinlersem kabul etmiş olurum” yanılgısından kendinizi koruyun.
  • Siz onun isteğini ifade etmesine fırsat verirseniz, o da sizin isteklerinizi dinleyecek ve yapıp yapmayacağına karar verecektir.
  • Evde isteğini ifade edemeyen çocuklar dış dünyada bunu hiç yapamazlar. Ev bu becerinin gelişimi için en uygun yerdir.
  • Çocuğunuzun olumlu yani sizin için herhangi bir sorun yaratmayacak isteklerine “peki, tamam” size hiç uygun gelmeyen isteklerine de net biçimde “hayır” deyin. Olabilecek ama o an mümkün olmayan istekleri için de, “Bunu sana almayı ben de istiyorum ancak bir ay sonra alabiliriz” gibi uygulanabilir bir planlama/ zamanlama ile söyleyin.
  • Çocuğunuzu “hep söz dinler”, “ çok uslu”, “hiç sözümden çıkmaz” , “çok efendi” gibi tanımlamalarla anlatmaktan kaçının. Çocuğunuz bu sıfatları kaybetmemek için istemediği gibi davranmaya başlayabilir ve kendi istediği kişi olmak yerine, onaylanan kişi olmayı seçebilir. 
  • Çocuğunuzun sizin her dediğinize uymasını, “evet” demesini beklerseniz, gerektiğinde başkalarına da “hayır” diyemez. Örneğin, çocuklara “büyüklerinin dediğini mutlaka yapmalısın, büyüklere karşı gelinmez” öğretileri verildiğinde çocuklar istismar durumunda ses çıkaramayabilirler.
  • Çocuğunuz sizden bir şey isterken bazen sizi ikna çalışmaları yapacaktır. Zaman zaman bu konuda fazla ileri de gidebilir. Bunlar adeta bir yaşam provasıdır.  Elbette her zaman ikna olmayacaksınız ama arada bir ikna olabilirsiniz.
  • Gerçeği söylemek bazen üzüntüye sebep olur. Bu çok normaldir. Çocuğunuz üzülür diye gerçeği söylemekten kaçınırsanız, o da sizi üzmemek için gerçeği söylemekten kaçınabilir.
  • Çocuğunuzun uğradığı her haksızlıkta araya girmeyin, yaşına uygun olarak kendisinin savunabileceği bir durum varsa kendisini ifade ederek önce kendisinin denemesine izin verin. Sonra gerekirse önerilerde bulunabilir ve çabası takdir edebilirsiniz.
  • Empati insanı insan yapan en önemli özelliklerden biridir. Empati kurmakta çekilen zorluk, insan ilişkilerindeki temel sorunlardan birini oluşturur. Bu sebeple, önce siz çocuğunuzla empati kurun, yani kendinizi onun yerine koyun, onun yaşına inin, onu anlamaya çalışın.
  • Sohbetleriniz esnasında bazı olaylardan bahsederken, “O kişi nasıl hissetmiş olabilir acaba?”, “Sen onun yerinde olsan nasıl hissederdin?” gibi sorular sorabilirsiniz.
  • Çocuğunuzla birlikte ihtiyaç sahibi olan insanlar veya hayvanlar için bir gönüllü grubuna katılın veya bir kampanya başlatın. Örneğin, sokak hayvanlarını beslemeye gitmek veya oyuncağı olmayan çocuklara oyuncak toplayıp onlara vermek gibi.
  • Çocuğa, hayatta en önemli olan şey senin mutluluğun mesajı vermeyin, dünyanın onun etrafında döndüğü gibi yanlış bir algıyla büyümesin. Onun kendini seven ve önemseyen birisi olması kadar, çevresine saygılı ve duyarlı olması da önemlidir.
  • Onunla oynadığınız oyunlarda veya yaptığınız yarışmalarda sürekli onun yenmesine izin vermeyin, siz de yenin. Böylece yenilince nasıl davranışlar sergileyeceğini de deneyimlemiş olur. Ona sportmen davranışı anlatın, ve bundan sonra oynadığınız oyunlarda yense de, yenilse de sportmen davranışı sergileyin, ve onu da sportmence davranması için yönlendiri.
  • Çocuğunuzun yaptığı planları uygulayamamasından kaynaklanan bedelleri asla siz ödemeyin, bırakın bu bedelleri o ödesin. Bugün onun için bu küçük bedelleri öderseniz yarın çok daha büyük bedelleri hayat ona ödetecektir. Örneğin, ertesi günü öğretmenine teslim etmesi gereken ödevi yapmamışsa, onun yerine ödevi siz yapmayın. Ödevi yapamamasıyla ilgili açıklamayı öğretmenine bizzat kendisi yapsın, ve gerekirse bu sebeple düşük bir not alsın. Ya da yaptığı plana uygun bir şekilde çantasına kitaplarını koyup hazırlamadıysa, onun yerine kitapları okula götürmeyin, o gün kitapları olmamasının getireceği sıkıntıları kendi göğüslesin.
  • Çocuğunuzla beraber bir plan yaptığınızda zaman ve süre kavramlarını mutlaka kullanın, “10 dakika sonra çıkıyoruz”, “Bu akşam saat 18’de doktor randevun var”, “Uykudan önce dişlerini fırçala” ,“Teyzenler bir hafta bizde kalacaklar” vb.
  • Çocuğunuzla bir aktivite yapmadan önce bunun ne kadar süreceği ile ilgili tahminlerde bulunun, kimin tahmininin en yakın çıktığına bakın. Buna “zamanı tahmin et” oyunu diyebilirsiniz.
  • Bir planlama yaparken sesli şekilde neyin ne kadar süreceğini, yaşanabilecek aksilikleri, bunların ne kadar zamana mal olabileceğini söyleyin, böylece sizi model alsın.
  • Ailece bir yere geç kaldığınızda veya yapmanız gerekenler yetişmediğinde, bunlara nelerin sebep olmuş olabileceğini birbirinizi suçlamadan konuşun. Bir dahaki sefere bunları ortadan kaldırmak için neler yapabileceğinizi planlayın.

Ne dersiniz? Bunları uygulamak sizin için çok da zor olmamalı, değil mi? Birkaç küçük değişimle büyük farklar yaratabiliriz.

Yayımlandığı Tarih: 18 Eylül 2019