Ayın Makalesi Yayında! Zihnimdeki Düşüncelerin Hangileri İşe Yarar, Hangileri Çöp; Ayırt Edemiyorum!

Arkabahçe-psikoloji-okb-nedir

Olcay Güner, Klinik Psikolog, Dr. /

OKB Nedir, Nasıl Başedilir?

Şeyda 14 yaşında bir genç. Artık okula devam edemiyor. Aslında derslerinde çok başarılı ve arkadaş canlısı bir kız. Ama dışarı çıktığında bir yerlere dokunduğu zaman kirlendiğini ve hemen yıkanması gerektiğini düşünüyor. Okul sıraları, yemekhane, tuvalet onun için bir kabus gibi. Okulda kirlendiğini ve hemen eve gidip yıkanması gerektiğini düşünmeye başladığında yüz ifadesi değişiyor, arkadaşları neyin var diye sorduğunda kimseye bir şey söyleyemiyor. Artan takıntılı düşünceleri nedeniyle arkadaş çevresine de odaklanamıyor ve arkadaşları onun garipleştiğini düşünüyor. Okul devamsızlıkları giderek artıyor. Aslında artık okula gitmek de istemiyor…

Turgut 26 yaşında. Yeni başladığı işinde çok başarılı. Ancak artık işinden ayrılması gerekiyor. Çünkü bir gün işyerinde patronuna küfür edeceği düşüncesi zihnine yapışıp kalmış. Aslında patron ile ilişkileri çok iyi. Patronuna saygı duyuyor ve bir kez bile çatışmaları olmamış. Üstelik başarısından dolayı patronu sürekli onuherkesin içinde  övüyor ve pirimle ödüllendiriyor. Turgut kendisini bu kadar çok seven bir adama bir gün toplantıda küfür edeceğini düşündükçe çıldıracak gibi oluyor ve bir an önce istifa etmesi gerektiğini düşünüyor…

Asım Bey yeni evli. Son zamanlarda kimseye söyleyemediği bir düşünce ile savaş halinde. Çok sevdiği eşi bu düşünceyi farkederlerse mahvolacağını düşünüyor. Hiç bir eşcinsel deneyimi ve ilgisi olmadığını bilmesine rağmen Asım Bey eşcinsel olursam endişesi taşıyor. Sürekli erkek arkadaşlarından etkilenip etkilenmediğini kontrol ediyor. Daha sonra da böyle düşündüğü için suçluluk duyuyor. Bu düşünceler zihnine üşüştükçe arkadaş ilişkileri olumsuz etkilendiği gibi, eşi de sık sık nesi olduğunu sorgulamaya başladığı için ne cevap vereceğini bilemiyor…

Birçoğumuz zaman zaman çeşitli konularda evham, endişe ve takıntılara kapılabilir. Ancak çoğu kez günlük yaşam içinde ortaya çıkan bu duygular ile baş edebilir ve sorunlarımızı yaşamımızı etkileme noktasına varmadan çözüme ulaştırabiliriz. Bunu yaparken zihnimizde adeta bir sınıflama makinası çalışır. İşe yarar düşünceleri ayırır ve muhafaza eder, İşe yaramaz düşünceleri ise çöp kutusuna atarız. Ancak bazılarımızda bu sınıflama makinası bozuktur. Bu durumdaki kişiler çöp düşünceleri de saklar ve zihinleri adeta bir çöp odasına döner. Şayet hiçbir işimize yaramayan çöp düşünceleri biriktirmeye başladıysak, bir süre sonra bu düşünceler günlük yaşamımıza engel teşkil etmeye başlar. Çalışamaz, aile içindeki görevlerimizi yerine getiremez, sosyal ilişkilerimizi yürütemez bir hale gelebiliriz. Bu durumda psikolojik yardım alma zamanımız gelmiş demektir.

Takıntılarla başetmek kolay değildir.  Davetsiz misafirler gibidirler. Bir anda zihnimize girerler ve tüm dikkatimizi ele geçiriverirler. Artık onlardan başka birşey düşünmek zordur. Üstelik bu düşüncelerin içeriği kişiliğimize, etik değerlerimize, hedeflerimize uygun olmayan fikirler barındırabilirler. Bu nedenle çok rahatsız edicidirler. Bu düşünlerle savaşmak zordur çünkü çok inatçıdırlar. Istesek de gitmezler. Bu takıntılı düşünceler neler olabilir?

  • Bazı takıntılar tiksindirici ve utanç vericidir. Mesela bebeğimi balkondan atar mıyım?  Sokakta bir kadına uygunsuz şekilde dokunur muyum?
  • Bazı takıntılar dinsel içeriktedir. “Acaba yeterince dua ettim mi?”, “Acaba bir gün allaha küfür eder miyim?”, “Şu ana kadar işlediğim günahlar için yeterince tövbe ettim mi?” gibi.
  • Bazı takıntılar ise temizlik, düzen ve sağlıkla ile ilgili olabilir. “Acaba ellerimi az önce yetrince köpürterek yıkadım mı?”, “Elimde hala mikrop kalmış mıdır?”, “Mikroplar beni hasta eder mi?”, “Ayakkabılıktaki ayakkabilar ve askıdaki gömlekler hepsi bir hizzada duruyor mu?”, “Yediğim yiyecek organik mi? Ya değilse ve kanser olursam!” vb.
  • Bazı takıntılar ise sayma, biriktirme, batıl inançlar şeklinde görülebilir. Bir gün lazım olur düşüncesi ile 10 yıldır gazete biriktirmek, belirli sayıda zeytin yemezse gününün kötü geçeceğine inanmak, uğursuz sayılardan kaçınmak, bir duayı 40 defa okuyunca kabul olacağını düşünmek vb.

Takıntılar kendilerini genellikle üç şekilde gösterirler.

  1. Kuşku içeren düşünceler. “Ya saçlarımı yeterince iyi köpürtüp yıkamadıysam!”, “Acaba kapıyı kilitledim mi?” (aslında kilitlediğinden emindir), “Patronum aslında benden hoşlanmıyor olabilir mi?” (bunun için hiçbir kanıtı yoktur).
  2. Zihinsel resimler, imajlar. Örneğin: Saygı duyduğu öğretmeni ile öpüştüğü görüntüsü. Tüm ailesinin bir araba kazası geçirip öldüğü görüntüsü.
  3. Bir şeyi yapmak için duyulan şiddetli bir arzu. Örneğin: Sohbet ederken karşısındaki kişiye yersiz bir şekilde tükürme isteği.

Takıntılar o kadar iticidir ki kişiler bunlardan hiç hoşlanmazlar ve çeşitli şekillerde kontrol altına almaya çalışabilirler.  Örneğin: günahlarını affettirmek için tekrar tekrar din görevlisine danışabilirler. Annesine zarar verip vermediğini anlamak için ona sık sık iyi olup olmadığını sorabilirler. Çocuklara ilgi duyup duymadığını anlamak için pedofili olan karakterleri inceleyip, kendine benzer yanları olup olmadığını kontrol edebilirler.

Aslında bir düşüncenin takıntı haline gelmesi kişinin düşünceyi hatalı yorumlamasından başka bir şey değildir. Hatalı yorumlama nedenlerinden bazıları şu şekilde özetlenebilir:

  • Takıntılı kişiler akıllarına gelen her düşüncenin eylemleşeceğine inanırlar. Örneğin birinin aklına pazarın ortasında soyunacağı düşüncesi geldiğinde, kişi bunun düşüncede kalmayacağını eyleme döküleceğini düşünür ki bu büyük bir oranda doğru değildir.
  • Bazı takıntılı kişilerin abartılı bir sorumlulukları vardır. “Ya az önce kahve alamak için yürüdüğüm yolda karıncaları ezdiysem ve günah işlediysem” diye endişe edebilirler.
  • Tehlikeleri abartabilirler. Ya az sonra deprem olursa diye düşündüklerinde deprem olma olasılığının hiç de azımsanmayacak derecede yüksek olduğunu düşünürler.
  • Düşündüklerinin kesinlikle gerçekleşeceğine inanırlar. Örneğin tuttuğu takımın maçını izlerlerse kaybedeceklerine inanırlar. Kazara gözü televizyondaki maça kayarsa ve maçı kaybederlerse ciddi suçluluk hissederler.
  • Düşüncelerinin gerçekleşeceğine inandıkları için de onları mutlaka kontrol etmeleri gerektiğine inanırlar. Örneğin: arabayı uçuruma süreceklerini düşünürler ve düşünürlerse bunu gerçekten yapacaklarına inandıklarından düşünceyi durdurmaya gayret ederler ve ondan kaçmaya çalışırlar.
  • Belirsizliklere tahammül edemezler. Bugüne dek önemli bir günah işlemiş yada işlememiş olma durumlarını kesin olarak bilmek isterler. Bunun için saatlerini harcayabilir, yakınlarını soru yağmuruna tutabilirler.
  • Mükemmelliyetçi olabilirler. Mükemmellikten uzak olan herşey onlar için eksik ve kusurludur. “Acaba ödevim öğretmenin tam istediği gibi olmuş mudur?” düşüncesi ile ödevlerini defalarca kontrol edebilirler.
  • Düşüncelerini kontrol edemezlerse çıldıracakarına, delireceklerine inanabilirler.

Peki, bu takıntılarla nasıl başedeceğiz. Profesyonel yardım almadan takıntılarla başetmek oldukça güçtür. Ancak bu düşünceleri zihnimizden uzaklaştırmak için bazı şeyler denenebilir. Bunlardan bazıları şunlardır:

  • Takıntıyı önemli düşünce kategorisinden, önemsiz düşünce kategorisine geçirmek. Bunun için dengeli bir değerlendirme yapılabilir. Örneğin: “gerçekten günah işlemeyi isteseydim bunun için pişmanlık duymazdım. O halde aklımdan geçen bu olumsuz düşünce bana ait değil” diye düşünmek birçok takıntılı insanı sakinleştirebilir.
  • Ne kadar felaket beklersek bekleyelim, düşüncelerin ardından herhangi bir olumsuz sonuç gerçekleşmedi ise, takıntılı düşünceleri kendi haline bırakmak yerinde olacaktır.
  • OKB belirtilerini ve bunları yorumlama biçimimizi sıklık, çeşit, oluşturduğu duygu, düşünce, davranış ve verdiği rahatsızlık açısından gözlemlemek ve herbirini bir çizelgeye not etmek işe yarayabilir.
  • Şu konularda derinlemesine düşünmek faydalı olabilir. “Bu takıntı benim kişiliğimle ilgili ne söylüyor?”, “bu takıntı ile ilgili birşey yapmazsam nasıl bir insan olurum?”, “takıntımla nasıl bir ilişkim var?”, “Onunla arama mesafe koyabilir miyim?”, “takıntımın iyi bir niyeti olabilir mi?”, “değişiklik yapmaya hazır mıyım?”
  • Ayrıca, kaygılara ne kadar önem verirsek, o kadar artacağını bilmek; Eğer hiç önem vermezsek öleceklerini farkına varmak; Onlardan korkulursa çoğalacaklarını ve hasta edeceklerini; korkulmazsa küçüleceklerini ve güvenlerini kaybederek yok olacaklarını bilmek; Onları ilgi ile beslememek gerekir.
  • Kaygılara, takıntılara bir şekil ve renk vererek çizmek, resmini yapmak, heykel haline getirmek onları dışsallaştırır. Adeta iç dünyamızdan dışarı çıkarır. Daha başedilebilir bir boyuta getirir.
  • Takıntılarla ilgili kar-zarar analizi yapılabilir. Örneğin: mükemmel ahlaklı biri olmanın kar ve zararları nelerdir? veya emin olma çabasının bedelleri nelerdir? Kazançları nelerdir? Listelenebilir.
  • Yüzleşme egzersizlerini hergün yapmak iyi sonuç verebilir.Takıntıdan kaçmak yerine onu özellikle davet etmek, yüzleşmek, verdiği sıkıntıdan kaçmamak, sıkıntının her yanınızı sarmasına izin vermek ve o anda kalmak. Maruz kaldıkça alışmaya başlayabilir ve zamanla duyarsızlaşabilirsiniz.

Son yılların en fazla görülen psikolojik problemlerinden biri olan takıntılı düşüncelerin sağaltımı hem psikiyatrinin hem de psikoterapinin alanına girmektedir. Takıntılar için ilaç tedavisi almak için bir psikiyatri uzmanına başvurmanız en doğrusu olacaktır. İlaç tedavisi takıntıların sıklığını ve ortaya çıktıklarında doğurdukları stresi azaltmakta yardımcı olabilir. Ancak herkesin ilaç tedavisinden tam bir fayda göreceğini söyleyemeyiz. İlaç tedavisi yanında  psikoterapötik yardım almak daha yararlı olacaktır. Takıntılı düşüncelerle ilgili olarak en etkin tedavi yöntemleri Bilişsel Davranışçı Terapi, Çözüm Odaklı Terapi, EMDR Terapisidir.  Takıntılı düşüncelere “obsesyon”, bu düşünceler nedeni ile kendinizi yapmaktan alıkoyamadığınız davranışlara “kompülsiyon” adı verilir. Örneğin aklınıza sevgilinizi bir yumrukta yere sermek düşüncesi geliyor ve bu nedenle sesli olarak tövbe etme ihtiyacı duyuyorsanız. Tövbe etme davranışı “kompülsiyon”, sevgilinize yumruk atma düşüncesi “obsesyon”dur. Bu nedenle ruh sağlığı alanında bu bozukluk kısaca OKB adı ile anılır.

Son olarak şunları söyleyebiliriz. Takıntılardan korkmayın. Onları önce tanıyın. Bir miktar kendi kendinize irdeleyin. Sonra onları susturabilecek stratejiler belirlemek için bir psikiyardan ve klinik psikologdan yardım alın. Yardım almadan önce psikoloğunuzun uluslararası geçerliliği olan bir psikoterapi eğitimi alıp almadığını sorgulayın.

 

Yayımlandığı Tarih: 1 Temmuz 2018