Ayın Makalesi Yayında!Farkındalık Temelli Terapi (Mindfulness) ile Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivitesi (DEHB) olan Çocuklara/ Ergenlere Yaklaşım

Uzm. Psk. Aslı Baykal/

Her geçen gün gelişen teknolojinin bizlerin hayatına elbette ki yalnızca faydaları yok. Telefonların akıllı telefon olması, tabletlerin ortaya çıkışı, sosyal medyanın varoluşu ile birlikte sanal dünyanın içerisinde kayboluyoruz. Aslında bir diğer deyişle bütün gün “online” kalıyoruz ve gerçek dünyadan kopuyoruz, etrafımızda olanların dokusunun, kokusunun, tadının, görüntüsünün farkına varmadan zamanımızı geçiriyoruz. Yalnızca biz yetişkinler değil çocuklar ve ergenler de sanal dünyadan kopmakta zorlanıyorlar. Çok fazla uyarana maruz kalmaları sonucunda zihinleri sürekli meşgul ve bulundukları anda doğru uyarana odaklanmakta, dikkatlerini sürdürmekte oldukça güçlük çekebiliyorlar.

Dikkat eksikliği sorunu yaşayan çocuklarda ise bu durum daha fazla görülür. Genellikle doğru uyarana odaklanmakta ve odağını uzun süre sürdürmekte güçlük çeken çocukların öğretmenlerinden ve/ veya ebeveynlerinden “sınıfta sanki yokmuş gibi”, “sürekli hayal aleminde”, “kısacık bir çalışmayı bitirmesi bile saatler sürüyor”, “yerinde oturmakta oldukça güçlük çekiyor”, “saatlerce tablette oyun oynayıp bir şeyler izleyebiliyor” gibi şikayetleri sık duyarız.

Bu çocuklar yalnızca dikkatlerini değil duygularını ve verdikleri tepkileri de kontrol etmekte  güçlük çekerler. Sıklıkla bağırıp çağırabilirler, öfke krizleri geçirebilir ve saldırgan davranışlar sergileyebilirler.

Genellikle ilaç kullanan ve terapi gören DEHB’li çocukların gelişimleri için farkındalık temelli terapi yeni bir alternatif. Son yıllarda yapılan bilimsel araştırmalar, meditasyonun ve farkındalık temelli terapilerin sadece DEHB’li değil tüm çocuklarda dikkat süresini, aktif hafıza, planlama ve problem çözme becerisini, özgüveni ve uyku kalitesini arttırdığı; tepkisel davranışları ve olumsuz düşünceleri azalttığı kanıtlanmıştır.

Peki nedir bu Farkındalık Temelli Terapi?

Mindfulness yani Farkındalık Temelli Terapi, 1970’li yılların sonlarında MIT (Massachusetts Institute of Technology) Üniversitesi’nde Mindfulness Merkezi’nde Prof. Dr. Kabat Zin tarafından bulunmuştur.

Farkındalık Temelli Terapi, dış uyaranların etkisinden kurtulup tamamen içerisinde bulunduğumuz ana odaklanmayı, o anda ruhumuzda, bedenimizde ve etrafımızda olanların (kokusunun, dokusunun, görüntüsünün, sesinin) farkına varmayı;  farkına varırken de yargılamadan onları olduğu gibi kabul etmeyi hedefler. Bu sayede zihnimizin yöneldiği, onu meşgul eden şeylerin farkına varabilir ve zihnimizi kontrol etmeyi öğrenebiliriz.

Farkındalık Temelli Terapi çocuklarda ve ergenlerde nasıl uygulanabilir?

Yetişkinler için olduğu gibi çocuklar ve ergenler için de konsantre olmak, bu konsantrasyonu gereken süre boyunca doğru uyaranda sürdürebilmek oldukça güçtür. Bunu başarabilmek için zihnimizi kontrol edebilmeyi ve gevşemeyi öğrenmemiz gerekmektedir.  Gevşeyebilmenin en önemli koşullarından bir tanesi bireyin kendisini rahat, huzurlu ve güvende hissetmesidir. Bu nedenle, özellikle çocuk ve ergenlerle farkındalık temelli terapi çalışılacakken onlara asla; “bak böyle yap”, “hadi sen de şöyle yap” gibi cümleler sarf etmemek ve onları zorlamamak gerekmektedir. Öncelikli olarak onlara ne yapacağımızı, bunu ne için yapacağımızı ve ne işe yarayacağını anlatıp, ikna etmeye çalışmamız daha istekli olmalarını sağlayabilir. Sonrasında ilgi alanlarını öğrenip onlar üzerinden konsantrasyon çalışmalarını yapmakta fayda vardır. Bunun nedeni; sakin kalabildikleri ve daha uzun süre boyunca konsantre olabildikleri anlardan faydalanmaktır.

Çocuk ve ergenlere farkındalık temelli yaklaşırken dikkat edilmesi gereken birkaç noktanın üzerinde durmak istiyorum.

  • Sıklıkla duyusal sözcükler (tırtıklı masa, yumuşacık yastık, kötü bir koku vb.) kullanmaya gayret gösterin. Duyusal sözcükler çocuk ve ergenlerin etraflarındakiler hakkındaki farkındalığını arttırır.
  • Fark ettiğiniz herhangi olumlu eylemi paylaşmaya özen gösterin (Seni öfkelendiren bu olayı anlatırken sesini yükseltmediğini fark ediyorum, aferin sana!). Çocuğun/ ergenin sergilediği olumlu tutumları fark ettiğimizi belirtmek o davranışları pekiştirerek sürekliliğini sağlar.
  • Fark ettiğiniz herhangi olumlu eylemi yapmalarının, neden kabul gören bir davranış/ tutum olduğunu belirtmeye dikkat edin (seni öfkelendiren bu olayı anlatırken sesini yükseltmeyerek sakin kalabildin, tepkilerini kontrol altına alabilmen çok güzel). Bu sayede çocuk/ergen bu tutumu neden sergilemeye devam etmesi gerektiğini anlar.

Çocuklarla ve ergenlerle uygulanabilecek farkındalık temelli birkaç egzersiz önerisi:

  1. Azalan Ses:

Bu egzersiz için  zil veya uzun süre ses çıkartabilen bir enstrümana ihtiyacınız var. Çocuğunuzun vücudunun rahat, sırtının düz ve dik bir şekilde oturduğundan ve ellerini dizlerinizin üzerinde rahat bir pozisyonda tuttuğundan emin olun. Eğer isterse ve huzursuz olmuyorsa gözlerini kapatabilir. Çocuğunuza, zili çaldığınız zaman sesin giderek azalacağını söyleyin. Ses kaybolana kadar sesi dinlesin ve sesi duymamaya başladığında ondan elini kaldırmasını isteyin. Sonrasında zili birkaç kez daha çalın; fakat zili çalmadan önce  “bazen sesin kaybolması daha uzun vakit alacak bazen ise daha kısa. Çok dikkatli ol ve ses kaybolur kaybolmaz elini kaldır” deyin. Uygulamanız bittikten sonra aşağıdaki sorular üzerine sohbet edin.

      Üzerinde konuşulması gereken konular:

  • Zil sesini dinlemek nasıl bir duyguydu?
  • Şu an da nasıl hissediyorsunuz?
  • Vücudunuzu daha rahatlamış hissediyor musunuz?
  • Zihnin karmaşık mı yoksa rahatladı mı?
  • Farkında Lokmalar:

Bu egzersiz için yalnızca ufak bir meyve veya çikolataya ihtiyacınız var. Ailece keyif alarak uygulayabileceğiniz bir aktivite. Hep beraber yemek masanızın etrafında oturun ve elinizdeki yiyeceği ağzınıza götürmeden önce 3 tane derin ve yavaş nefes alın. Nefes aldıktan sonra lokmanızı ağzınıza götürecekken kendinizi durdurun ve onu iyice koklayın. Neye benziyor kokusu? Sonrasında dikkatli bir şekilde yiyeceğinize bakın. Dokusu nasıl? Sert mi? Kıtır mı? Yumuşak mı? Sulu mu? hissedin, ailece hislerini birbirinizle paylaşın. Paylaşımınız bittikten sonra herkes yiyeceğinden bir ısırık alsın ve yavaşça macun kıvamına gelene kadar çiğnesin. Çiğnerken tadına dikkat edin; tadı nasıl? Tatlı mı? Tuzlu mu? Çiğnedikçe tadı değişiyor mu? düşündükten sonra hepiniz ağzınızdaki lokmaları yutabilirsiniz. Lokmaları yuttuktan sonra etkinliğimiz henüz bitmiyor! Lokmalarınızı yuttuktan sonra vücudunuzda ne hissettiğinizi düşünüp birbirinizle paylaşın. Son olarak ise; bu şekilde yemek yemek her zaman yediğiniz yemek yeme şeklinizden daha farklı mıydı? Farklıysa neydi farkı ve bütün tabağını bu şekilde yiyebilir misiniz? soruları üzerinde durarak sohbet edin.

  • Keskin Gözler:

Bu alıştırma en az üç kişi ile gerçekleştirilebilir. Hep beraber yerde küçük bir daire       oluşturacak şekilde oturun. Aranızdan birisini dedektif olarak seçin ve geri kalanlar gözlerini kapatsın. Dedektifin görevi, diğerlerinin gözleri kapalıyken oda içerisinde diğerlerinin belki de fark edemeyeceği ufak bir değişiklik yapmak. Dedektif hazır olduğunda; “Keskin gözler!” diyerek diğerlerine seslenir ve diğerleri gözlerini açar. Dedektif  yardımcı olmak için yaptığı değişiklik hakkında ufak ipuçları verir. Değişimi bilen ilk kişi bir sonraki dedektif olmaya hak kazanır. Eğer hiç kimse değişikliği bulamazsa dedektif gösterir ve bir tur daha dedektif olarak kalır. Herkes bir kere dedektif olana kadar oyunu devam ettirin.

Farkında ve keyifli vakit geçirmeniz dileğiyle,

Uzm. Psk. Aslı Baykal o

Yayımlandığı Tarih: 3 Temmuz 2019