Belirli Koşullarda Çocuğunuza “Aşkım” Diyebilirsiniz…

Klinik Psikolog, Dr. Olcay Güner /

Belirli Koşullarda Çocuğunuza “Aşkım” Diyebilirsiniz…

Yeter ki ‘Ebeveyn’lik ve ‘Eş’lik Rollerinizin Sınırlarını İyi Koruyun ve “Aşırı Açık” Olmayın!

Anne babalık gerçekten zor iş. Uzmanlardan gelen öneriler ve uyarılar, bombardıman gibi yağıyor. Bazen neyin doğru, neyin yanlış olduğunu karar vermek zor. Oysa formül basit; ebeveynlik sınırları çerçevesinde samimiyet, içtenlik ve aşırı uçlardan kaçınmak çocuk yetiştirmek için yeterli.

Peki ya uzmanlar olarak ebeveynlerde yarattığımız ‘suçluluk’ duygusu ne olacak? Çocuğunuzla birlikte psikolojik yardım almaya gittiğinizde veya çocuk yetiştirme ile ilgili bir yazı okuduğunuzda size kalan şeyin sadece suçluluk olduğu durumlar olmuyor mu?

Mesela son zamanlarda pek çok ebeveyni olumsuz yönde etkileyen ve suçlu hissettiren -çocuğunuza “aşkım” diyorsanız ciddi sorunlarınız olduğu- ile ilgili söylemleri ele alalım. Her şeyden önce ‘aşk’ kelimesinin anlamı, bir kimseye ya da bir şeye karşı duyulan aşırı sevgi ve bağlılık duygusu değil midir? Aşk ille de karşı cinse duyulması zorunlu bir duygu mudur? Bir çiçeği, bir hayvanı, bir rengi, bir yöreyi hatta tanrıyı ‘aşk’la sevmek mümkün değil midir? Bu illa da sizin yaşamınız boyunca yeterince sevilmediğiniz, sevgiye aç olduğunuz, bir sevgili aradığınız anlamına gelir mi? Neden çocuğunuzu ‘aşk’ la sevmeyeceksiniz? Sevebilirsiniz. Ona “aşkım” diyebilirsiniz. Kelime olarak seslendirişi aynı olsa da çocuklar büyüdüklerinde karşı cinse duyacakları ‘aşk’ ile, anne babalarından gelen evlat ‘aşk’ını ayırd etmede hiç de küçümsenmeyecek derecede ustadırlar. Zarar görmezler. Yeter ki abartmayın! Aşırı uçlara kaçmayın! Onu erkek ya da kız arkadaşınız yerine koymayın. Çocuğunuzla flört ediyormuşcasına tavırlar takınmayın. Onunla yatmayı talep edip, arzulayıp sonra da “her yolu denedik, yalnız yatamıyor” demeyin. Onlara kaldıramayacakları sırlarınızı vermeyin. En özel dertlerinizi anlatmayın. Özel bölgelerine rahatça dokunmayın. Dudaklarından öpmeyin. Onu tek arkadaşınız, tek uğraşınız, tek yaşam projeniz haline getirmeyin. Yaşamınız sadece çocuklarınız ile anlam kazanmasın. Hem bunlardan bazılarını yapıyor hem aşkım diyorsanız; evet ciddi sorunlarınız olabilir. Bu arada, “aşkım” demiyor ama bunların bazılarını yapıyorsanız; yine ciddi sorunlarınız olabilir. Bir psikoterapiste danışabilir, psikoterapiden fayda görebilirsiniz.

Çocuklar her türlü aşırılıktan zarar görürler. Aşırı sevgi, aşırı disiplin, aşırı gevşeklik, aşırı soğukluk, aşırı eğitim, aşırı kural, aşırı yemek, aşırı haz, aşırı aktivite, aşırı oyuncak, aşırı teknoloji, aşırı uyaransızlık, aşırı yalnızlık, aşırı sosyallik ve daha pek çok aşırılık… Hepsi de çocuklara faydasızdır.

Pek de söz edilmeyen ama azımsanmayacak kadar çok ailenin yaptığı hatalardan biri de ‘aşırı açıklık’tır. Öyle konular vardır ki, sadece anne-baba arasında kalmalıdır. Bu konular genellikle ‘eş’ olmakla ilgili konulardır. Çiftler arasındaki bir soruna asla müdahale edemeyecek durumda olan çocuk, mümkün olduğunca konuya dahil edilmemelidir. Anneyi babadan, babayı anneden korumak zorunda kalmamalıdır. Kalıyor ise bu çocuğun ömür boyu taşımak zorunda kalacağı bir yük haline gelebilir. Çocukların yanında içinizden geldiği gibi kavga edemezsiniz. Onların yanında birbirinize içinizden geldiği gibi kötü sözler sarfedemezsiniz. İyi ebeveynseniz, bu konuda kendinizi kontrol edebilmelisiniz. Çocuklar sizin ‘eş’lik rolleriniz ile ilgilenmek zorunda değillerdir. Onları ilgilendiren tek şey sizin anne ve babalık rollerinizdir. Babasının veya annesinin size özel olarak yaptığı haksızlıkları, saygısızlıkları, hataları çocuklara bildirmeniz hiçbir işe yaramaz. Bunu yapmanız halinde çocuklar çok sevdikleri ebeveynleri arasında ‘şaşkın’ bir halde kalırlar, yardım edemezler ve ‘çaresizlik’ hissederler. Hayata sizin gözlerinizle bakmaya başlayabilirler. Oysa onların kendi gözlerine ihtiyaçları vardır. Yaralanırlar, üzülürler. Bu yarayı da ömür boyu taşıyabilirler. Çocuklara karşı aşırı açık olmak onların gelecekteki psikolojik sağlamlığını zedelemektir. Anne-baba olmak bile bize böyle bir hak vermez. Bugün çocuğun yanında büyük bir açıklıkla, aşırı boyutlarda tartışıp, yarın barışıp elele dolaşmak ve bunu sık sık yapmak çocukların kafasını karıştırır. Çocuğa ulaşan tutarsız mesajlar onun dengesini alt üst eder.

Umarım bu yazıyı okuduktan sonra da suçlu hissetmek yerine, nasıl davranmanız gerektiğine odaklanırsınız. Çünkü suçlu, başarısız, yetersiz hisseden, güvensiz, hata yapmamak için tetikte bekleyen bir anne-baba çocukların hiç bir işine yaramaz.

Tek yapmanız gereken aile yaşamınızda iki rolünüz olduğunu farkına varmak. Hem ‘anne-babalık’ hem de ‘eş’ olmanın sınırlarını bilmek ve birbirine karıştırmadan iki rolün de hakkını vermek.

Yayımlandığı Tarih: 1 Ekim 2017