Corona Pandemisinin Tetikleyebilecekleri

Corona Pandemisinin Tetikleyebilecekleri

Pandemiler insanlarda sıklıkla belirsizlik, kargaşa, ve aciliyet hissi yaşatan hisler ile bilinmektedir. Pandemi ilan edilmeden hemen önceki aşamada bilginin yetersizliği ve ya bilgiden tam emin olamama hali, virüsten etkilenebilme olasılıkları ve diğer bilinmeyen etkenler, alınabilecek ve alınmış olan tedbirler gözden geçirilmekte fakat tam emin olunamamaktadır. Belirsizlik durumu oldukça uzun süre ortada kalabilmektedir ve pandeminin, yani virüsün yayılma ve hayatımızı tehlikeye atma tehlikesinin ne zaman biteceği tam olarak bilinemez. Bilinen şey şudur ki, pandemi toplumları dalga dalga vurmaktadır. Enfeksiyon halini arttıran dalgalanmalar insanların bir araya geldiği ve yeniden ayrıldığı dönemlere göre değişebilir. Yaz tatili süresince bir arada olmayan çocukların okul başladıklarında bir araya gelmesi durumu bu dalgalanmaların sebebine bir örnek olabilir. Diğer tüm topluca bir araya gelme, sosyal birleşme içeren durumlar bu dalgalanmalara sebeptir. Bu sebeple bu dalgadan minimum etkilenmek aslında bir nevi biz bireylerin sosyal davranışlarını mesafelendirmesi ile mümkün olabilecektir.  

Bu durum tabii ki bizi psikososyal olarak da etkileyecektir. Bir süre de olsa ailemizden ve sevdiklerimizden uzak kalmak durumunda kalabiliriz. İstediğimiz dostlarımızla vakit geçiremeyebilir ve kendimizi izole olmuş hissedebiliriz. Bu durumun geçici bir dalga olduğunu aklımızda tutalım. 

Burada hayatta kalma stresi bizimle baş başa kalmış oluyor. Bu krizi fırsata çevirip evin içerisinde partnerimiz ve çocuklarımızla keyifli vakit geçirebilme fırsatını yaratmak da aslında bir opsiyon olarak orada duruyor. 

Bir diğerinin virüsten etkilenme olasılığını düşünerek gerilen çiftler de elbette mevcut. Uzun zamandır iş ve ev arasında gidip gelirken hayatın nasıl aktığını hissetmeyen bizler şimdi geçen saatlerin kıymetli akışını daha farkındalık içerisinde hissediyoruz. 

Şuan da birbirimize ilgi ve sevgi gösterme zamanı. Empati ile partnerimize yaklaşmak, belki gün içerisinde sabah ve akşam 30’ar dakika sosyal medya erişimini kısıtlayarak belki birlikte kitap okumak, belki karşılıklı çay kahve içip kendimizle ilgili bir şeyler paylaşmak ve karşı tarafı ilgiyle dinlemek için en mükemmel zaman. 

Herkes şu an yaşanan tedirginliğin aslında bir fonksiyonu olduğunu aklında tutmalı. Şu an toplumdaki bireylerimizin yaşadığı tedirginlik aslında bizi hayatta tutmaya yarayan mekanizmanın fonksiyonel bir ürünü. Rehavete kapılıp sokaklara kalabalıklar içerisine karışmaya başlamaktan ziyade elimizde evimizde ne varsa, içimizdekilere dönüp onları keşfetme, bazıları için yaratıcı olma fırsatı. Çok yoğun iş hayatı olan insanlar için bir yavaşlama, çocuklarıyla doyasıya vakit geçirebilme ve yeniden ailenin bir arada oluşunun hazzını alabilme fırsatı. 

Pandemiler toplumlarda daha çok psikolojik etkilere yol açan ve psikoloji ile kontrol edilebilen olgulardır. Burada gerekli ve gereksiz olan arasındaki çizgiyi bilebilmek önemlidir. Gerekli olan şey kalabalık ortamlarda bulunmamak, hijyenimize olabildiğince dikkat etmek, insanlara 1 metre mesafe ile yaklaşmak vb şeyler olabilir. Gereksiz olan paniğe kapılmak, medyada her söyleyenen habere inanmaktır. 

Korona Anksiyetesi İle İlgili Ne yapmalıyım?

Şu an da duruma vermekte olduğumuz bir çok duygusal tepki aslında içimizdeki Corona anksiyetesinden beslenmekte. Bir çoğumuzun aklında “ya olursa” veya “farz edelim oldu” ve benzeri fikirler asılı durmakta. Bazılarımızın hali hazırda hastalıkları var; normal gribal bir sürecin içerisinde veya sinüzit atlatmakta olan veya kanser, tümör, kalp rahatsızlığı, astım gibi hastalık durumlarının içerisinde olanlar var. Kimse ileride virüsün kendine bulaşıp bulaşmayacağını, semptom gösterip göstermeyeceğini tam olarak bilmiyor ve olası bir durumda bu durumun üstesinden gelip gelemeyeceğini de bilmiyor. 

Fakat bizim anksiyetemiz ne yazık ki bu aklımızdaki “farz edelim ki” durumlarından ve belirsizlik halinden oldukça besleniyor. Bir çok bilinmezlik ve dehşet dolu senaryolar aklımızın içerisinde gezinip duruyor ve bu durum bizlerde strese yol açıyor. 

Burada kilit olarak düşünülebilecek bir kaç nokta var. Anksiyetenin dağıtmaya çalıştığı bu kontrolde olma, güçlü olma, karar verebilme ve faaliyete geçebilme yetileri üzerinde düşünebiliriz. Dolayısıyla içinde bulunduğumuz “kaç yada savaş” durumundan kendimizi çıkartabiliriz. Bunun sonucunda ise gerçekçi yaklaşabilme ve tehlikenin boyutunu analiz edebilme yetimiz artacak ve daha dengeli hissedebiliriz.

1. Bildiklerinize odaklanın, bilmediklerinize değil.

Şöyle ki, aklınızda bir çok “eğer ki” veya “ya olursa” benzeri düşünceler olabilir. Örneğin gelecekte bu virüsü kapıp kapmayacağımızı bilmiyoruz fakat biliyoruz ki COVİD-19 semptomlarını gösteren insanların çoğunluğunda kontrol edilebilir boyutta semptomlar var ve iyileşen binlerce insan var.  Krizin ne zaman geçeceğini bilmiyoruz fakat biliyoruz ki bütün dünyadaki bilim adamları şu anda kafa kafaya vermiş durumda bu durumu inceliyor ve çaresi için çalışıyorlar. Uzaktaki aile fertlerimiz ve dostlarımızı ne zaman göreceğimizi bilemiyoruz fakat biliyoruz ki istediğimiz an onları telefonla veya görüntülü olarak arayıp dilediğimiz kadar sohbet edebiliriz.

2. Kontrolünüz altında olanlara odaklanın (olmayanlara değil).

Neler olduğu ve nereden ne gelebileceğine çok odaklandığınızı fark ettiğiniz anda yapmakta olduğunuz şey her neyse bir dakikalığına ara verin ve neleri kontrol edebileceğinizi düşünün. Örneğin marketteki insanların durumunu kontrol edemezsiniz fakat dokunduğunuz kapıyı dirseğinizle veya eldivenle açmayı kontrol edebilirsiniz. Ellerinizi temiz tutmayı, insanlarla aranızda 1-2 metre mesafe tutmayı kontrol edebilirsiniz. Ofise ne zaman dönebileceğinizi kontrol edemezken evden yapabileceğiniz işlerin listesini çıkartıp evden çalışabilmek sizin kontrolünüz altında olan bir durum.

3. Yapabileceklerinize odaklanın (yapamayacaklarınıza değil).

Gidemeyeceğiniz bir mangal partisini, iptal ettiğiniz bir tatili düşünmek yerine evde yapabileceğiniz şeylere odaklanın. İnternette bir sürü kullanıma ücretsiz olarak açılmış belgesel sitesi bulunmakta, onlara bir göz atabilirsiniz. Evde partneriniz veya çocuklarınızla oynayacağınız oyunlar bulabilir ve hatta yaratabilirsiniz. Yeni yemekler keşfedebilir, yapmak istediğiniz o resmi bitirebilir, sevdiklerinizi sırayla arayıp dilediğiniz kadar konuşabilirsiniz.

4. Diğerlerine yardım etmek aslında en çok bize iyi hissettirir.

Hiç bir şey yapamadığınızı hissettiğiniz bir anda yardıma ihtiyacı olabilecek diğer insanları ve sevdiklerinizi düşünün. Onları arayın. Evde yalnız olduğunu bildiğiniz arkadaşlarınızı, akrabalarınızı arayın ve sevginizi, ilginizi onlarla paylaşın. Yardım etme davranışının insana kendisini iyi hissettirdiği büyük bir gerçek. Yardıma ihtiyacı olduğunu düşündüğünüz bir iş arkadaşınıza işi paylaşmayı teklif edin, sizin bildiğiniz ama diğerinin bilmediği bir bilgiyi, beceriyi veya tecrübeyi diğerleriyle paylaşmayı deneyin.

5. Haber izleme halini kısıtlayın ve olabildikçe minimumda tutun.

Haberleri açtığımız anda beynimizin içerisine bir sürü kötü düşünce ve tedirginlik akmaya başlıyor. Tüm gün televizyonda haberleri izlemenin kimseye bir yararı yok. Günün dilediğiniz bir zamanında, kısıtlı bir vakitte ve sadece güvendiğiniz bilim kuruluşları ve bilim kaynaklarından edindiğiniz bilgilerle kendinizi kısıtlı tutmanız tahmin ettiğinizden çok daha yararlı olacak.

6. Bakış açınızı sağlıklı tutun.

Şu an herkes için içinde bulunulan durum zor. Ne zaman biteceğini tam tarih verecek kadar bilmesek de, insanlık tarihinde hep olduğu gibi bunun da üstesinden elbet geleceğiz. Gelişen teknoloji ve iletişim araçları bu durumun kontrol altında tutulmasını geçmiş tarihlere kıyasla inanılmaz kolaylaştırıyor. İnsan adapte olabilen bir varlıktır ve bir süre içerisinde bu duruma da adapte olacak, çare bulunacak ve her şey normal düzenine dönecek. 

Bu durum bizleri daha empati dolu, daha yardımsever, daha güçlü ve anlayışlı hale getirecek.

Klinik Psikolog Ekin Sökmen

Yayımlandığı Tarih: 24 Mart 2020