Ocak Ayı Makalesi Yayında: Hayali Oyunlar!

Hayali Oyunlar

Uzman Psikolog Aslı Baykal /

Gelişen teknolojinin çocuklara yavaş yavaş unutturmaya başladığı bir oyun türü:
Hayali Oyunlar!

Çocuğunuz odasına girdi ve uzun süredir mırıl mırıl kendi kendine konuşarak hayali oyunlar mı oynuyor? Bu sizi endişelendirmesin. Bilin ki o sırada çocuğunuz sembolik düşünme becerisini geliştiriyor. Bu ileride sembolik düşünce gerektiren fizik dersini daha iyi anlamasına, sosyal problemlerde farklı bakış açıları geliştirmesine iyi bir zemin hazırlayabilir. Oyun oynamak sadece top oynamak, ip atlamak, koşmak, salıncakta sallanmak, kaydıraktan kaymaktan ibaret değildir.., “-mış” gibi düşünülerek yapılan yaratıcı aktiviteler de çok değerli oyunlardır… Haydi gelin hayali oyunun çocuğunuzun gelişimine olan etkilerine detaylı bir şekilde göz atalım.

Öncelikle şu soruyla başlayalım: nedir bu hayali oyunlar?

Hayali oyun nam-ı diğer simgesel oyun, çocuğunuzun oyununu her şeyi olması gerektiği gibi ve/veya amacına uygun değil, kendi hayal dünyasında var olduğu şekilde kurgulamasıdır.

Örneğin, çocuğunuzun kendisinden geçmiş bir şekilde odasında şarkı söylediğini duyduğunuzda herhangi bir oyuncağını veya eşyasını mikrofonmuş gibi kullanırken bulabilir veya çocuğunuzun kimle konuştuğunu merak edip odasına gittiğinizde elini telefonmuş gibi kullanıyor ve o sırada aslında telefonda konuşuyor olabilir.

Tam da bu noktada vurgulanması gereken bir önemli bir konu var! Çocuğunuz bütün bunları yalnızca “sembolik düşünce becerisi” geliştiyse yapabilir..

Sembolik düşünce becerisi, hayali oyunun olmazsa olmazıdır, özellikle hayali oyunda kullanılan yaratıcılığın, kavramların, ifadelerin ve jestlerin gelişmesi için çok önemlidir. Ayrıca çocuğun kendi iç dünyasını veya deneyimlerini oyun yoluyla dışa vurabilmesinde de sembolik düşünce becerisinin önemi göz ardı edilemez.

 Hayali oyunların ne olduğunu öğrendiğimize göre artık onlardan korkmamıza gerek yok.. Şimdi de hayali oyunların olmazsa olmazı sembolik düşünce becerisinin çocuklarda nasıl şekillendiğine bakalım.

Çocuklar genellikle 10.aydan itibaren etraflarındaki eşyaların farkına varmaya başlarlar. Onları keşfetmek ve onların ne işe yaradıklarını anlamak isterler. Bunu yapabilmek için eşyaları ellerine almaları, onlara daha yakından bakmaları ve incelemeleri gerekmedir bu yüzden de onlara uzanmaya ve onları tutmaya çalışırlar. Etraflarında olan objeleri tanıma süreci yaklaşık 2 yaşa kadar sürebilir, ne de olsa bir çok obje var anlamlandırılması gereken! Eşyaların işlevlerini öğrendikten sonra onları işlevlerine uygun olarak günlük hayatlarında ve oyunlarında kullanmaya başlarlar.

Zamanla bazı nesneleri de asıl işlevlerinden farklı şekillerde kurguladıkları oyuna uygun bir şekilde kullanmaya başlayabilirler.

1.5-2 yaş arası çocuğunuzun sizi veya yakınındaki başka bir yetişkini taklit ettiğini görebilirsiniz. Sizin gibi kapıyı kilitleme, sizin gibi telefonda konuşma, makyaj yapma veya işe gitme gibi bir takım davranışlarını sergileyebilir. Bunlar sizi güldürebilir ve hoşunuza gidebilir ama aslında orada heyecanlanmanız gereken bir şey var… Çocuğunuz tam da o sırada ilk hayali oyununu sergiliyor!

2 yaşından itibaren çocuğunuzun “temsili düşünme” ve “sembolik düşünme” becerileri iyice gelişmeye başlar ve “-mış gibi” dediğimiz oyunları sergilemeye başlar.

Biraz daha büyüdükçe çocuğunuzun oyunlarında temsili ve sembolik düşünme iyice artış göstermeye başlar ve birbirine benzemeyen objeleri bile birbirleri yerine kullanmaya başlarlar. Mesela kızınızı odasında oyuncak bebeğinin ağızına çıngırağını koymuş bir şekilde bulduğunuzda ne yaptığına anlam veremeyebilirsiniz. Aslında kızınız o sırada çıngırağı biberon yerine kullanıp bebeğini beslemekle meşguldür.

Çocuğunuz daha da geliştikçe oyunlarında prenses, prens, şato, hayalet, peri, canavar ve hayalet gibi gerçekte olmayan kavramlar yer almaya başlar.

4 yaşla beraber ise artık çocuğunuz oyununu kendi oluşturduğu ve inandığı senaryolardan oluşturmaya başlar. Çocuğunuzla oyun oynarken sıklıkla “sen şimdi şöyle yap”, “sen şusun”, “şimdi bunu de” gibi cümleler duymaya başlarsınız, yavaş yavaş çocuğunuz senarist, siz ise oyuncu rolünde olmaya başlarsınız.

Hayali Oyunun çocuğunuzun gelişimine ne gibi faydaları var?

Sosyal Beceri:

Çocuğunuz hayali oyun oynadığı zaman bir sürü farklı sosyal role bürünür ve bu sayede toplumdaki farklı rolleri deneyimleyerek kendilerini başka insanların yerine koyabilmeyi bir diğer deyişle empati yapabilmeyi öğrenirler. Empati yapabilmek için ise diğer bireylerin olaylara karşı farklı bakış açıları olabileceğinin farkına varma becerisin gelişmesi gerekmektedir. Bu da gelişime bağlı olarak değişiklik gösterse de genellikle 3.5-4 yaş itibariyle gelişmeye başlar.

Bunlara ek olarak, çocuğunuz başka birisiyle oyun oynarken sıra beklemeyi ve sorumluluğu paylaşmayı öğrenir. Sırasını beklerken oyuna odaklanması ve oyunu takip etmesi gerekir. Dolayısıyla çocuğunuzun dikkat becerisi de bu sırada gelişmektedir. Ayrıca çocuğunuz sırasını beklemeyi deneyimledikçe hazzını erteleyebilme bilincine varır; yani istekleri o anda olmadığında huzursuz olmaz ve doğru zamanı bekleyebilmeyi öğrenir.

Duygusal Beceri:

Çocuğunuzun oyunlarını gözlemleyerek iç dünyalarında olan biteni anlamak mümkün. Çocuklar, oyun esnasında istemsizce duygularını sergilerler ve bazen kendilerinin bile daha önce farkına varmadıkları duyguları ortaya çıkartabilirler. Bu sayede duygusal farkındalıkları artar ve insan ilişkileri güçlenir.

Dil Becerisi:

Daha önce de bahsettiğim gibi çocuğunuzu oyun oynarken dinlediğiniz zaman şaşırabilirsiniz. Büyük olasılıkla daha önce bildiğini düşünmediğiniz bir takım kelimeleri duyabilirsiniz. Hatta sizin veya öğretmeninin sıklıkla kullandığı kelimeleri kullandığını da duyabilirsiniz. Çocuğunuz, oyun oynarken farkında olmadan rolüne büründüğü karakterler gibi konuşmaya başlar ve bu sayede de kelime dağarcığı gelişir. Bu da ileride Türkçe dersindeki metinleri daha kolay bir şekilde anlamasına ve yorumlamasına, yazma ve ifade yeteneğini gelişmesinde yardımcı olur.

Bilişsel Beceri:

Çocuğunuz oyun oynarken kurduğu senaryolar gereği çeşitli problemlerle karşılaşabilir ve onlara çözüm bulmaları gerekebilir. Örneğin: bebeği olan bir anneyi canlandırırken ağlayan bir bebeğin neden ağladığını anlamak, ona yardımcı olmak gibi problemleri çözmesi gerekebilir. Böyle durumlarda çocuğunuzun yaratıcı problem çözme becerileri gelişir çünkü oyun esnasında hızlı bir şekilde çözüm bulunması gerekmektedir. Problem çözme becerisi ise, ileride çocuğunuza matematik ve fen bilgisi derslerinde oldukça yardımcı olacaktır.

Çocuğunuzun hayali oyun ve sembolik düşünce becerilerini geliştirmek için evde uygulayabileceğiniz birkaç öneri:

  • Çocuğunuzun her saatini bir aktivite ile doldurmayın, kendi başına oyun oynaması ve hayal kurabilmesi için ona gerekli zamanı bırakın.
  • İçinde çocuğunuzun hayal gücünü tetikleyecek oyuncakların bulunduğu bir kutu veya odasında bir köşe hazırlayabilirsiniz. Bu kutunun içine/ köşede; “ev” yapabilmesi için boş daha küçük bir kutu ve ev eşyaları (koltuk, televizyon, duş, yatak vb.), karton bloklar, lego veya benzeri kendisinin bir şey üretebileceği oyuncaklar, eski giysiler, farklı kostümler, ayakkabılar, sırt çantaları, şapkalar, telefonlar, doktor çantası, dergiler, oyuncak mutfak malzemeleri, plastik yiyecekler, plastik hayvanlar, oyuncak araçlar (uçak, araba, gemi, tren, ambulans, itfaiye vb.), farklı karakterler (polis itfaiyeci, astronot, süper kahramanlar, cadı, uzaylı vb.)yumuşak bebekler, aile figürleri (anne, baba, çocuk),peçeteler, yapay çiçekler, kumaş parçaları, battaniyeler veya çarşaflar koyabilirsiniz.
  • Ses çıkaran ve hareket eden oyuncaklar çocuğunuzun hayal kurmasına ve kendi içinden gelen, özleştirdiği sesi çıkarmasına fırsat vermez. Bu sebeple çocuğunuzu ses çıkarmayan ve hareket etmeyen oyuncaklarla oynaması için teşvik edebilirsiniz.
  • Çocuğunuzla beraber farklı rolleri canlandırabilirsiniz; fakat bunu yaparken dikkat etmeniz gereken çok önemli bir kural var! Çocuğunuzun hayal dünyasındaki gibi canlandırmanız gerekir rolünüzü, çocuğunuzu kontrol etmek yerine onun size yönerge vermesine izin vermelisiniz. Bir diğer deyişle çocuğunuz yönetmen siz de oyuncu olmalısınız. Aksi takdirde çocuğunuzun iç dünyasını yansıtmak yerine kendi hayal dünyanızı yansıtmış olursunuz.
  • Çocuğunuza sıkça hikaye okuyun ve/veya anlatın. Hikayeler çocuğunuzun farklı karakterleri öğrenmesinin yanı sıra çocuğunuza hikaye örgüsünün nasıl kurulduğu (giriş, gelişme, sonuç bölümleri) hakkında bilgi verir. Kitabı okurken veya hikaye anlatırken açık uçlu sorular sorarak çocuğunuzun hikaye hakkında düşünmesini, ve düşüncelerini sizinle paylaşmasını sağlayabilirsiniz.
  • Yaşı daha büyük olan çocuklara hikayenin bir kısmı okunup/ anlatılıp sonunu kendisinin tamamlamasını isteyerek yaratıcılık ve dil becerisini güçlendirebilirsiniz.
  • Bir gün belirleyip her hafta aynı gün ve aynı saatte evinizde bulunan malzemelerle yaratıcılığınızı kullanıp yeni aktiviteler yaratabilir, bunu çocuğunuzla deneyimleyebilirsiniz.
Yayımlandığı Tarih: 4 Ocak 2018